Yurdum İnsanı
1. Kağıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebinde taşır.
2. Rüzgârlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.
3. Serçe parmağını kulağına sokup iyice sallayarak karıştırır.
4. Gazete bulmacasını hep başkalarına sora sora çözebilme becerisini gösterip, kendisi çözdü
diye sevinir.
5. Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kâğıtlar yapıştırır.
7. Çayı soğumasın diye çay tabağının içine sıcak su koyarak soğumasını önler.
8. Soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlar.
9. Nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak kullanır.
10. Diş fırçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyamak için kullanan birini görürseniz o, saçını seven bakımlı bir Türk'tür.
11. Konuşma yeteneği olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini öğretir.
12. Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarına "bakmayın lan" diye çıkışır.
13. Denize girip güneşlendikten sonra aşırı derecede yanan sırtına yoğurt sürerek iyileştirebilir.
14. Dolmuşta veya otobüste bozuk paraları avucunda toplayıp şıkır şıkır çevirip ses çıkartır.
15. Herhangi bir yere hesap öderken arkasına dönüp gizli gizli para sayar.
16. Denizde "suyun altında nefessiz ne kadar kalabiliyorum" diye deneme yapıp boğulma tehlikesi geçirir.
17. Beton döktükten sonra bir sanat eseri yapmışçasına beton kurumadan tarih ve imza atar.
18. Çorabının kirlenip kirlenmediğini burnuna götürerek kısa süreli koklayarak anlar.
19. Simit yedikten sonra, masaya dökülen susamları parmağının ucunu ıslatarak toplayıp yutar.
20. Daha birinci telefon zili çaldığında telefonun başına dikilir ama açmak için ikinci kez çalmasını bekler.
21. Yeni yapılmış bir binanın yeni takılmış camına beyaz boyayla S harfi yazar.
22. Bir dükkâna girip, onun bunun fiyatını sorduktan sonra "abi araba beş dakka dursun, ben hemen gelicem" deyip, iki saat sonra gelir.
23. Okul yıllığında kendisi hakkında; okulu kırıyordu, kopya uzmanıydı gibi yazıları arkadaşlarına gösterip bununla övünür.
24. Gazete bayiinin önünde durup tezgâhtaki gazeteleri ayaküstü okur.
25. Cebinden çıkardığı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra para üstü verir.
26. Günlük gazeteyi alıp evinin bir köşesinde biriktirir ve kuş kafesinin altına sermek için, kışın sobayı tutuşturmak için, bardak çanak sarmak için kullanır.
27. Trafikte ambulansın peşinen takılarak sıkışıklıktan kurtulup, uyanıklık yaptığını zanneder.
28. Kâğıt paraların üzerine not alır ve parayı harcadığı için notu kaybeder veya elden ele dolaşacağını bildiğinden komik yazılar yazar. (Paranın ön yüzüne tehlike anında arkayı çeviriniz yazıp anında çevirince de şimdi değil ***** tehlike anında yazanlardan bahsediyoruz)
29. Gece aşırı nem ve sıcak olmasına rağmen, üzerine örtmese de yanına yorgan alıp yatar.
30. Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için ağladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.
31. Taksi tuttuğunda şoförün yanına oturur. Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa, taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.
32. Kredi kartının işlevsel kısmı zarar görmesin diye seloteyp yapıştırır
33. Kaldırımda değil de cadde ortasında yürür ve yanından hızla geçen arabaya da "çarpsaydın bari" diye tepki gösterir.
34. Bir turiste adres tarif ederken bağıra bağıra Türkçe konuşur.
35. Beş genci yazın öğle sıcağında beyaz renkli Şahin marka bir otomobilin içinde, atletli olarak sokakları turladıklarını görürseniz bilin ki onlar Türk'tür.
36. Alışveriş merkezlerindeki güvenlik kameralarında saç tarar.
37. Birini çağırmak için kapı zilini çalmak yerine evin camına taş atarak amacına ulaşmaya çalışır.
38. Kürdanla dişini karıştırdıktan sonra çıkarıp bakar ve tekrar ağzına koyar.
39. Ütü fişi, teyp fişi veya televizyon fişi kablosunun bakır teli dışarı çıkmış ise çocukları elektrik çarpmasın diye bakır teli seloteyple yapıştırır.
40. Yemeğini yedikten sonra tatlı yiyecekse, bulaşık çıkarmamak için çatalını veya kaşığını iyice yaladıktan sonra tatlısını yer.
41. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanın elindeyse ve o ne izlerse diğerleri de onu izlemek zorunda kalır.
42. Ceket giyecekse gözükmez diye gömleğini ütülemez, kazağının altına giyecekse gömleğin sadece yakasını ütüler.
43. Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza yiyebilirsiniz, çünkü o kişi bir Türk kızıdır.
44. Bir Türk esnafı, müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe doğru tutup bakarak sahte olup olmadığını anlar.
45. Fayton, at arabası ve el tezgâhına bisiklet kornası takma fikrinin patenti yüzde yüz bir Türk'e aittir.
46. Evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp da fazla kullanmadığı bir odanın ampulünü onun yerine takar.
47. Evinde bulunan saksıların dibini kül tablası olarak kullanır.
48. Dişlerini gazoz açacağı, fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.
49. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir Türk'ten başkası olamaz. ( Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim, helal olsun)
50. Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak "dönüyorum" işareti verir.
51. Yemeğin etini en sona bırakır.
52. Trafik ışıkları kırmızıdan yeşile döndüğünde önündeki herkesi kör veya ***** sanarak kornaya basar.
53. Dingildeyen bir masanın ayağına kâğıt sıkıştırma fikri bir Türke aittir.
54. Dişlerinin arasından "vııj vııj" diye ses çıkarabilir.
55. Tv'de film seyrederken filmin oyuncularıyla diyalog kurabilen (dur oraya gitme
öldürecekler seni) Türk sinemaseverlerdir.
56. Kulağını kalem ya da örgü şişiyle karıştırabilir.
57. Arabasına öküz, köpek, horoz sesli korna taktırma gibi bir buluşun sahibidir.
58. Gazete kâğıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi)
59. Ancak bir Türk kadını, denize dikkat çekmemek için elbiseleriyle girip, bütün dikkatleri üzerine çekebilir.
60. Plastik yoğurt kabını saksı yapar.
61. Arabasının arkasına yazı yazar. (Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kıroyum ama para bende)
62. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildiği halde el sallar.
63. Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbente yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.
64. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır
65. Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstünü başka bir örtü örterek kullanır.
66. Çayı, çay tabağına döküp içer.
67. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp çarpılmış arabasına üzülür.
68. Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.
69. Yemekte eti bıçakla değil, çatalın yanıyla kesmeye çalışır.
70. Kırmızı ışıkta durduğunuz için size ancak bir Türk bağırabilir.
71. Otoyolda, otomobilin gaz pedalına tuğla koyup, yorulmadan kullanma fikri bir
Türk'ündür.
72. Cola'yı çalkalayıp fışkırtarak asitsiz içmeyi akıl edebilir.
CORVETTE ZR1,PONTIAC BONNEVILLE,CADILLAC SEVILLE STS ,CHEVROLET BERATTA ,MERCURY COUGAR , FORD TAURUS SHO.
Ferrari F40 ya da Lombarghini Countact'ların Amerikalı kardeşi! Çılgın aerodinamik parçalar kullanılmadan, mükemmel yol tutuşu sağlayan ve Lotus'un elinin değdiği 5.7 litrelik V8 motoruyla bir yol canavarı. 6 ileri şanzımanı , 17 inç jantları ve 380 hp motoruyla herhangi bir düzlükte 180 mil hıza çıkabilmekte. Km/h karşılığı olarak 300 km/h cıvarında bir hıza yaklaşılmış olmakta. PONTIAC BONNEVILLE
V6 3.8 motoru ve mükemmel otomatik şanzımanı ile Amerikan hayalinin gerçekleştiği otomobil. Motorunun sakladığı 160 hp gücü önden çekişine eşlik eden 15 ya da 16 inç ebadındaki lastikleriyle 100 km/h sürate 10 saniyede çıkabilmekte . Zengin standart aksesuarı ile mükemmel bir aile otomobili. CADILLAC SEVILLE STS
V8 motoru, önden çekişi düşük devirde elde edilen 155 bhp ve otomatik şanzımanı ile tam bir Limuzin. Performans da göz ardı edilmemiş, 190 km/h son hız, 0-200 km/h'e 9 saniyede çıkması, ya da 110 km. sürat hızla giderken 80 metrede durmak gibi parlak başarıları var . CHEVROLET BERATTA
V6 2.8 litre motorlu bu model GM'in gelecek için hazırladığı otomobillerinden biri olarak üretilmiş, tüm elektronik ve mekanik teknolojilerin kullanıldığı bu model bir teknoloji serisi olarak kabul edilebilir. ABS, anti patinaj sistemi , 15 inç jantlar ve 150 hp güç ile 200 km/h sürate rahatlıkla ulaşabilmekte. MERCURY COUGAR
Orijinal olarak V6 3.8 litre 120 hp olarak piyasaya sürülen bu model, 1955'lerde yer alan Thunderbird fırtınasının 1989'lara uzanan ve efsaneyi sürdüren bir otomobil. Mercury Cougar ya da Ford Thunderbird olarak karşılaşabileceğiniz model, yolcu kabininin bagajla birleştiği noktada fark edilen açı farkı dışında , teknik özelliklerine kadar tümüyle aynı. DODGE SPIRIT ES
İşte aile otomobillerinin GTI modellere yaklaşmaya başladığının ilk kanıtı olmuş bir otomobil. V6, 3.0 litre motorunun sağladığı 141 bhp güçle spor otomobil özellikleri göstermekte ; opsiyonel 2.5 litre Turbo motoru ve 5 ileri şanzımanı ile Dodge Spirit değişik bir pazarlama politikasıyla piyasaya sunulmuştu. FORD TAURUS SHO
7400 dv/d' da kırmızı devri bulunan Taurus'un motorunda Yamaha'nın modifikasyon izleri bulunmakta. V6 3.0 motorunun sağladığı 220 bhp ile 5. viteste 230 km/h sürate ulaşabiliyor. 150 km/h sürate 15 saniyede çıkması bunun yanında önden çekişli olması ilginç özellikleri. Alfa Romeo 2000 Gtv
1950 1900 saloon , 1954 1300 Guliettas Sports ve Sprint, daha sonra yerlerini bıraktığı 1962 Guliettas Saloon ve 1963 Sprint GTs, 1965 yılında piyasaya sürülen touring-karoser GTC convertible (daha sonra Spider ile yer değiştirdi), 1300 cc GT Junior ve nihayet isim babası olan GTV 1600' ün vizyona çıkış sürecini, daha arada sayamadığımız birçok modele rağmen özetleyebiliriz. O dönemde Alfa Romeo yetkilileri GT'ye eklenen V'yi "veloce" ya da "hız" olarak nitelendirerek, beş sene sonra yenilenecek olan GTV'nin 1750 cc versiyonunu için zemin oluşturuyordu. 1971 yılında 2000 GTV daha fazla güç ve yenilikle piyasaya sürüldü ve günümüzde klasikler arasındaki yerini aldı. Alfa hayranları için, bu model otomobillerin bulunup revize edilmesi sadece bir hobi olmakla kalmayıp bir hayat tarzı olabiliyor. 1972 Model Alfa Romeo 2000 GTV bu özveri ile yaklaşık otuz yıl öncesinin ruhunu şimdi İngiltere'de yaşatıyor.
Otomobil, çıplak gözle bakıldığında keskin hatlarıyla , uyumlu bir yapı sergiliyor. Önden bakıldığında, far kümeleri, radyatör ızgarasının uzantısında krom çerçevelerle yerleştirilmiş. Sade ama spor tampon ise yine krom ve GTV'nin atılgan görüntüsünü tamamlıyor. Motor kaputunun yan kanatları, arka bagajın bittiği noktaya kadar sportif bir çizgiyle uzanıyor. Bu kusursuz bütünlük, krom alaşımlı cam çerçeveleri, ön ve arka tampon, Alfa yılanı simgeli benzin kapağı ve tabii jantlar ile zarif bir endüstriyel dizayn olarak 2000 GTV'de sunuluyor. Günümüzün klasiği, ancak dönemin performans aracı olan 2000 GTV standart olarak 4-silindir 1962 cc çift karbüratör motor ile 5500 devirde 131 hp güç ve 3000 devirde 134 lb ft tork üretiyor. Toplam ağırlığı 1043 kilo olan otomobil arkadan çekişli ve transmisyonu 5-ileri manuel vitesle sağlanıyor. Maksimum hızı 195 km/h ve 0-100 km'ye 8.9 saniyede ulaşıyor. Süspansiyon sistemi ise önde bağımsız, krom yaylar, anti-roll bar ve teleskopik darbe emici sistem ile tamamlanıyor. Arka süspansiyonlar ise hareketli akslarla desteklenmiş. Gösterişten uzak iç mekan yine sportif özellikleriyle otomobilin ruhunu yansıtıyor. Kullanılan malzemeler çeşitli olmasına rağmen tam bir uyum içerisinde düzenlenmiş.
Günümüzde hala kullanılan Alfa Romeo tarzı kontrol paneli, içe gömülü, devir ve hız göstergeleri ile her ikisinin arasına yerleştirilmiş daha küçük hararet ve basınç göstergelerinden oluşuyor. Ön panel, direksiyon simidi ve vitesin bulunduğu alan ahşap döşenmiş. Kenar geçişlerinde kullanılan çıtalar, direksiyon çatalı ve vites, kapı kolu gibi uzantılar krom alaşımlı. Koltuklar ise deri kaplama. Sürüş zevki ve performansı açısından en iyi referansı, üretildiği dönemdeki şatışlarının yüksekliği veriyor. Silindir başlarına direk olarak sürmelenmiş çift karbüratör, gaz pedalına basıldığı anda keyif veren bir emiş sesi veriyor. Kısa transmisyon şanzıman ile seri hızlanmayı sağlarken yüksek hızda akıcı ve virajlarda savrulmadan mükemmel bir yol tutuşu sağlıyor.Delahaye
İkinci Dünya Savaşı' nın tüm zorluklarına rağmen itinalı çalışma ve iş bitiricilik Fransız otomobil üreticilerinin özelliği olarak, tüm otomobil piyasası tarafından biliniyordu... Bu sıralarda demir levha, sac, boya, vernik, hiçbiri kolay kolay bulunamıyordu. Savaşın etkileri devam ediyordu. İşte bu atmosfer içerisinde Fransız otomobil yapımcıları zor da olsa ünlerini kanıtladılar ve sürdürdüler... Genelde ürettikleri modeller savaştan önceki desenlerini koruyordu. Otomobiller ilk zamanlar içerisinde öyle titizlikle üretiliyordu ki ; en ufak bir hata bile söz konusu değildi. İşte bu sıralarda zerafet, kalite, konfor ve sadelik ilkelerini kendilerine benimsemiş olan Delahaye adını duyurdu. Bunun ilk ve en büyük örneğini, 1946 yılında Equipment Automobil Dergisi'nin düzenlediği Philippe Charbonneaux 'in hazırladığı Delahaye'i görüyoruz. Kelimenin tam anlamıyla 4'4 lük bir otomobil. Her ne kadar savaş yılları zor geçse de, parça azlığından yapılan titizlik ve hatayı en aza indirme özeni ; otomobil dünyasında bir çığır açtı ve ortaya birbirinden mükemmel otomobiller çıktı.
Bu sıralarda Figonni ve Flaschi 'nin yaptıkları modeller gerçekten büyük ilgi topladı ve bir anda bu ikili biraz da gazetelerin sayesinde yıldızlaştılar. Zamanın gazeteleri sayesinde çok popüler bir duruma sadece bu ikili değildi. 12 silindirli Delahaye'nin yapımcısı Franay da bu ünden nasibini aldı. Figonni ve Flaschi 135 m'lik bir Delahaye üretmeyi başardılar , tabii ki Franay 'da boş durmadı ve iki değişik Delahaye hazırladı. Franay'in ürettiği Delahayeler hakkında, zamanın önemli kişileri tarafından şu yorum yapıldı, " Hiç abartısız bu otomobiller on sene sonra da piyasaya sürülebilir, keşke öyle olsaydı o zaman daha çok para kazanılırdı." Figonni' nin otomobilleri üzerine ise şu yorum yapıldı. "İlk defa 1936 'da çıkarılan Delahaye 135 gibi her defasında orijinalliğini koruyor ".
Bu arada Figonni otomobil çamurluklarına etek takma modasının da öncüsü oldu, böylelikle aerodinamizm de gelişmiş oldu. Figonni ve Franay çekişmelerini sürdürürken Vanvooren ismindeki bir yapımcı İran Şahı için yaptığı Bugatti 57 C ile büyük sükse yaptı. Takvimler 1946 tarihini gösterdiğinde ;artık Avrupa'da birçok otomobil karoseri imalatçısı türemişti. Chapron Letourneur ve Marchand şirketleri bunlardan en önemli ikisiydi. Salon 1946 Fuarı' nda Delahaye' lerde göze çarpan en önemli özellik , motor üzerindeki kabarıklıktı. Her ne kadar çirkin gözükse de , otomobile ayrı bir hava veriyordu. Bu sıralarda Lancia, Belma modelinde daha önce bu yeniliği denemişti, ama başarılı olmamıştı. Fakat Delahaye üzerindeki fuarı izlemeye gelenler tarafından beğenildi ve sonuç olarak yeni bir akımın başlanğıcı oldu .
Aynı fuara katılan diğer bir Delahaye ise, Chrysler' benzemesinden ötürü bekleneni veremedi. 1949 yılında Delahaye firmasının önemli müşterilerinde olan John Gaul için yaptığı otomobil ile üne kavuşan Saoutchik ise Delahaye firmasının en önemli karosercisi durumuna geldi ve o da birçok otomobile imzasını attı. 1946-1947 yılları Avrupa otomobil yapımcılığı bakımından başarısız olarak geçti. Bunun en büyük sebebi , yapımcıların çalışmalarındaki dikkatsizlikleri ve birçok otomobilin hatalı olarak üretilmesinden kaynaklanıyordu.
Fransız otomobil yapımcılarının hemen savaş sonrası kendilerini kanıtlamalarını sağlayan otomobil : Delahaye
Bu olayların biri de Charlie Florat ' in başına gelmiş... Bakın neler anlatıyor : "Otomobilin alınmasının ilk haftasıydı . Aldığımdan beri otomobili her gün yıkıyordum . Yine bir sabah bahçeye otomobili yıkamak için indim ve birden kapının kaportasının üzerinde büyük bir delik fark ettim, aslında ilk önce kir zannedip silmek istedim . Sonra fark ettim ve kapıyı hızla kapadım ve olan oldu ve kaporta döküldü ." İşte yapımcıların o tarihlerde ne komik durumlara düştüğünü görüyorsunuz . Ama bütün bunlardan nasibini almayan yalnız bir tek firma vardı...O da Delahaye idi.
... Daha sonra Figonni 1952'de Denizaltı ve Le Sguale (köpekbalığı) modellerini Citroen 'de denedi ve kısa bir süre sonra bu modeller Delahaye 'ye de uygulandı ve tabi ki orada meşhur oldu. Figonni 1952'de Citroen 'de denediği modelden önce , 1948 yılında Barcelona fuarlarında tanıttığı Delahaye'ler sayesinde ünüme ün kattı. Yaptığı Delahaye 'lerin kopyaları Ingiltere ve Hollanda' da yapıldı. Figonni de Delahaye sayesinde yüceleşti ... Ancak o hiçbir zaman için bugün Farina , Ghiave Touring firmalarının sahip olduğu imkanlara sahip değildi. Kendi yağıyla kavruldu ve zengin oldu . Zaten bu da onun hakkı idi . Delahaye firmasının birçok karosericiyi meşhur ettiği , birçok akıma neden olduğu ortada . Ancak bazılarına göre asıl Delahaye firmasını zengin edenlerin karoserciler olduğu söyleniyor... Bir bakıma bu da doğru ... yorumu size bırakıyoruz .
Az her zaman daha çoktur!..
Az her zaman daha çoktur!..
1961 model Lincoln Continental, Amerikan lüks otomobil anlayışını değiştiren otomobil olarak tarihe geçti.
1961 model Lincoln Continental'in başarısını anlamak için öncelikle Lincoln' ün 1960 yılında içinde bulunduğu karışık durumu incelemek gerekiyor.
İkinci Dünya Savaşından 1960'a kadar Ford firması, Lincoln' ü Amerika'nın en çok lüks otomobil satan markası haline getirebilmek için çok ciddi para harcadı. Eğer Continental Mark II'yi de Lincoln sayarsak firma 15 yıl içinde tam 5 modelin kasasını tamamen yeniledi. Üç tane tamamen yeni motor lanse etti. Ayrıca Michigan ve Wayne'de iki yeni fabrika açtı. Ve tüm bu çabalarına karşın Cadillac tarafından çok ağır bir Pazar hezimetine uğradı. Lincon, Cadillac'ın sattığı her 8 otomobile karşın 1 otomobil satabildi.
Ford'un bu konudaki kaderi Amerika'nın Vietnam' da yaşadıkları ile neredeyse aynı idi. Her şeyi düşünmüş, çok ciddi paralar harcamış, gereken her şeyi yapmıştı. Ama elinde sadece ölmekte olan bir marka vardı. Artık ne yapılacağı giderek belirsizleşmeye başlamıştı.
Lincoln tasarım stüdyosunun başı Eugene Bordinat problemi ilk gören isimlerden biri oldu. Ona göre firmanın ürettiği otomobillerin marka kimliği ve devamlılığı yoktu. Firmanın ürettiği dört otomobilde dört farklı firma tarafından üretilen otomobillere benziyordu. Oysa Cadillac'lar her zaman Cadillac gibi duruyordu. Ona göre bir tasarım çizgisinde ısrar edilmeli idi.
Bordinat ve ekibi 1958- 60 arasında üretilen Lincoln' lerin tasarım çizgisini koruyarak 1961 model Lincoln'ü tasarlamaya başladı.
Ancak özel ürünler stüdyosunda Ford ekibi, Mark II'nin tasarımından yola çıkarak dört kapılı Thunderbird tasarımı üzerinde çalışıyorlardı. Bu tasarımı gören Ford yetkilileri otomobilin yeni Lincoln olması kararını aldılar. Ve modeli o kadar çok beğendiler ki hemen üretim aşamasına geçtiler. Böylece Mark II' den esinlenen Thunderbird tasarımı bir anda 1961 model Lincoln oldu. Ve Bordinat' ın ısrarla üzerinde durduğu devamlılık meselesi 1961 Lincoln ile başlamış oldu. Otomobilin tasarımında tek geleneksel nokta önde yer alan krom kaplamalı ızgara idi.
Continental'in tasarmındaki en önemli mesele sadelik idi. O günlerde Amerikan lüks otomobil anlayışı inanılmaz renk kombinasyonları, aşırı lüks ve gösteriş amaçlı üretiliyordu. Lincoln ise içinden dışına tamamen sade bir gösteriş sunuyordu müşterilerine. Bu nedenle galerilerde sergilenmeye başlanan Continental otomobiller önce yadırgandı. Ancak ilk ayın sonunda Lincoln satışları tavana vurmuştu bile. Satın alanlar klasikleşecek bir otomobil satın aldıklarının farkında idiler.
Cadillac tarafında ise işler artık karışıktı. Ve liderlik yavaş yavaş Lincoln' e doğru kayıyordu. Cadillac bu durum karşısında Lincoln'ün tasarım şefini transfer etmekte buldu çareyi. Ve bu transferin ardından ilk model Impala oldu. Ardından da tüm Cadillac ürün gamı değişti. Ve Continental Amerikan Lüks otomobil anlayışını değiştiren otomobil olarak tarihe geçti.
